Spor Yapmak Dünya'nın En Etkili İlacı'ndan Daha Üstün

Soluğu Endokrin bölümünde aldım. Uzun süredir gün içinde uyur gezer gibiydim. Hele sabah kahvaltısından sonra başım düşüyor, kafatasımın içinde sanki bir uyku yumrusu beni aşağılara doğru çekip göz kapaklarıma direnmeme engel oluyordu. Halbuki daha en çok bir saat önce uyanmıştım. Dirilebilmek için kahve içiyordum ama nafile. Metabolizmam yavaşlamış, bel ve göğüs bölgemdeki yağlar iyiden iyiye rahatsız eder olmuştu. Hiç bir şey yapasım yoktu. En çok zevk aldığım şeyler bile ilgimi çekmez olmuştu. Bir kitabı elime alıyor ama konsantre olamayıp az sonra bırakıyordum. Kaç filmi daha ilk 15 dakikasında izlemeyi bırakmıştım.

Kendimdeki bu olumsuz değişikliklere göre büyük ihtimalle Tiroid hormonlarım az salgılanıyor ve testosteronum da düşük olmalıydı. Kahvaltı sonrası şekerdeki ani yükselme ve ardından gelen uyku hali ise açlık - tokluk kan şekerimin yükseliş ve çöküşleri ile ilgili gizli şekere işaret ediyordu.

Spora uzun süre ara vermiştim. Bu kötü gidişata dur diyebilmek adına tekrar başlayacaktım. Ama gelin görün ki bırakın egzersiz yapmayı, salona gitme fikrine bile katlanamayacağım şekilde bir isteksizlik ve direnç vardı üzerimde. Hani çizgi filmlerde bazen ana karakterin iki omzunda birer kanatlı melek olur. Biri iyi biri kötü. Omzumdaki iyi melek "Hadi kalk spora gitmelisin, bu senin için iyi olacak" derken diğer kötü melek "Yahu böyle ne güzeliz işte! Şimdi ne gerek var, otur oturduğun yerde" diyordu ve genellikle de hep onun dediği oluyordu.

Sporun faydalı olacağını biliyordum ama ah bu isteksizlik yok mu. Bana bir şey versinler, onu içeyim, o şey beni canlandırsın ki spor yapabileyim. Yoksa salona kadar gidecek bile istek ve güç yok içimde. İşte bu nedenle Endokrinden medet umarak randevumu aldım. Aklımca şunu istiyorum, doktor bana bir iğne bir ilaç verecek, ben Redbul reklamındaki gibi kanatlanacağım ve salona öyle gideceğim.

Endokrin randevuma kadar bir iki kere kendimi çok zorlayarak spor salonuna gittim. Nerde o eskiden onlarca ağırlık kaldıran ben. Şimdi yeni başlamış kız çocuklarının kaldırdığı ağırlıklar bile gözümde öyle büyüyor ki. Makinelerin başında uyuyorum nerdeyse. İçimdeki kötü ses "ben sana demedim mi işte böyle olur" diyor.

Neyse ki Endokrin randevu günüm geldi. Doçent Doktor ünvanına sahip doktoruma yukarıdakileri olduğu gibi anlattım. Kendisinden izin almadan ismini burada vermek istemedim. Kan tahlillerim yapıldı. Tahmin ettiğim gibi testo düşük, kolesterol ve trigliserid yüksek, hem açlık hem tokluk şekerim yüksek.

Oh be bak tahmin ettiğim gibi çıktı, şimdi doktor bana öyle bir iğne ilaç yazacak ki kanatlandıracak diye bekliyorum. Doktor bey beni karşısına oturttu ve kulağıma küpe olacak şu sözleri söyledi.

- Samet bey; birinci derece diyabet adayısınız. Kolesterol yüksek, trigliserid yüksek, şeker yüksek, testosteron düşük vb.vb. Aslında normal bir hastada bu durumda ilaç tedavisine başlarız. Ama siz öyle bir şeye başlamışsınız ki bu durumda verebileceğimiz dünyadaki tüm ilaçlardan daha etkili, daha faydalı. Siz spora başlamışsınız. Biz kimlere ilaç veriyoruz? Spor yap, egzersiz yap desek de yapmayacak olduğunu biliyoruz ve onlara mecburen ilaç veriyoruz. Size ise ilaç vermeyeceğim çünkü sizde o kararlılığın olacağına inanıyorum. Lütfen bu başladığınız spor ve egzersiz işine büyük önem verin. O gün içinizden hiç spor salonuna gitmek gelmeyebilir, işiniz yoğun olabilir bla bla. Bakın "SÜRÜNEREK DE OLSA O SALONA GİDECEKSİNİZ." Önce o iç ses sizi vazgeçirmeye çalışacak onu dinlemeyeceksiniz. Sonra metabolizmanız buna alışmaya başlayacak. Ama bir hafta ama on gün. Buna dayanacaksınız, ama sonra göreceksiniz ki koşa koşa gideceksiniz. Belki eskiden daha yakışıklı olmak, hava atmak gibi amaçlarla yapıyordunuz, ama şimdiden sonra bunu sağlığınız için yapacaksınız ve mutlaka yapacaksınız.

Ve Mutlu Son;
Aynen böyle oldu. İlk günler inanılmaz zordu. Hayır bedensel bir zorluktan bahsetmiyorum. Bedenin bu yeni duruma adaptasyonu gerçekleşene kadar olan psikolojik dirençten bahsediyorum. İlk günler gerçekten neredeyse sürünerek gittim, vazgeçmek için bahaneler aradım. Ama sürünerek de olsa gideceğim diye karşı koydum. Şükür ki 10 gün bile sürmedi. Üç dört antrenman gününden sonra adaptasyon başladı ve artık egzersiz günlerini iple çekiyorum. Yaşasın bugün göğüs antrenman günü, yaşasın bugün sırt günü. Salona büyük bir hevesle gidiyorum ve neredeyse çıkasım gelmiyor. Hele antrenman bitip serin bir duştan sonra dinlenme odasındaki o ergonomik yatak yok mu. Her yanımdan mutluluk hormonu fışkırıyor.

Şu anda kurban bayramı nedeniyle tatile çıktım. Arabanın bagajına ilk koyduklarım ağırlık plakalarım, bu plakaları takacağım barlarım, sehpa olarak kullanacağım pilates topum oldu. Çünkü bunlar olmazsa araya girecek olan egzersiz programı aksamalarım beni yine eskiye götürecek. Buna müsade yok, geriye dönmek yok. Sürünerek de olsa spor var, egzersiz var.

Ne dersiniz birlikte yapalım mı?

Geri Dön Geri Dön

YORUMLAR


E-postanız Yayınlanmayacaktır.

Karakter  Kaldı

Başkentimiz Neresidir? (Küçük Harflerle)

Bu İçeriğe Henüz Yorum Eklenmemiş. İlk yorum yazan siz olun.