Süleymaniye Camisi ve Çevresinde Gündoğumu Gezisi

(Bu yazıdaki ve resimleri dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Kaynak gösterirseniz memnun olurum, göstermezseniz de bir şey demem :)
Sabah erkenden, henüz gün doğmadan Süleymaniye'de olabilirseniz tarihte bir yolculuk yapıp 1500'lü yıllara gitmiş gibi hissedeceksiniz. Evet sabahın o saatinde sıcacık yatağınızdan kalkıp gitmek zor görünebilir ama gittiğinizde eminim buna değdiğini göreceksiniz. Daha önceleri gündüz ve gün batımlarında gitmişliğim vardır ama gündoğumunda orada bulunmanın ve o tarihi atmosferde kimsecikler yokken gezmenin verdiği hazzın tarifi mümkün değil. Mimar Sinan'ın bu muhteşem eserinin henüz ışıkları sönmeden, geceden gündüze çalan mavi ile kızıl arası gök yüzünden süzülen ışıklar arasındaki görüntüsü, bahçesinden boğaza bakan manzaranın eşsiz güzelliği sizi büyüleyecektir.

Süleymaniye Camii 1550-1556 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Osmanlı İmparatorluğu'nun en ünlü ünlü mimarı olan Sinan tarafından inşa edildi. İstanbul'un 7 tepesinden biri üzerindeki çok geniş bir alandaki külliyenin bir parçasıdır. Külliye içinde Süleymaniye Camisi dışında hamam, aş evi, medrese, kütüphane ve dükkanlar bulunmaktadır. Yani sadece Cami değil o devrin en büyük sosyal kompleksidir.

Rivayete göre, Kanuni Sultan Süleyman bir gece rüyasında peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizi görür. Haliç'i ve Boğaz'ı muhteşem bir manzara ile gören şimdi caminin bulunduğu tepededirler. Peygamber Efendimiz, Sultan'dan oraya bir cami yaptırmasını ister ve mihrabı ile minberinin yerini tarif eder. Kanuni hemen Mimar Sinan'ı çağırır. Onu rüyasındaki tepeye götürür ve tam rüyasını anlatırken Sinan "Sultanım, mihrabı burada, minberi burada olsun…" deyince Kanuni şaşırır. Daha da şaşırtıcı olanı, Sinan "Sultanım; Dün geceki kutlu ziyaretinizde ben de iki adım arkanızdaydım" diyecektir.

Süleymaniye Camii Girişi

Süleymaniye Camisi'nin girişinde kapı altındaki mermer aşınmıştı. 1556'dan beri 500 yıla yaklaşan sürede kimler kimler bastı o mermere. Kanuniyi de gördü, Sinan'ı da Abdulhamit'i de. O dönem camide kullanılan mermerler Afyonkarahisar'dan getirilmiş. Cami, Mimar Sinan'ın yapılarının tümünde göze çarpan sadeliği ön planda tutan fakat ihtişamıyla da büyüleyen bir eser.

Mimar Sinan'ın kalfalık döneminde yaptığı bu cami Sinan'ın mimari dehasını ortaya koyan pek çok özellik barındırır. Yapılışından günümüze kadar İstanbul'da yüzden fazla deprem olmasına rağmen Süleymaniye Camii’nin üzerinde tek bir çatlak yoktur. Sinan, caminin temelini kazdırır ve kazıkları çakar, ancak 2 sene bekler. Bunun üzerine işi ağırdan aldığı gerekçesiyle Sultan Süleyman'a şikayet bile edilir. Halbuki Sinan'ın deyimiyle "Kıyamet'e kadar yıkılmayacak bir cami" inşa etmek isteyen mimar bu sayede temelin iyice oturmasını beklemektedir.

Süleymaniye Camii Avlusu

Camideki dört minare, Kanuni’nin İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah oluşunu; minarelerdeki on şerefeyse, Osmanlı tarihinin onuncu padişahı oluşunu simgeler.

Evliya Çelebi'den rivayetle caminin yapımının uzaması karşısında mali açıdan sıkıntı çekildiğini düşünen İran Şahı Tahmasb Han, Kanuni Sultan Süleyman'a inşaatın devamı için elmas ve değerli taşlar göndermiş. Kanuni Sultan Süleyman ise kendisini öfkelendiren bu hediyelere cevaben, caminin her taşının bu taşlardan çok daha değerli olduğunu söyleyerek bu değerli taşları mimarbaşına verdi. Mimarbaşı Sinan da bu taşları, inşa ettiği cami minaresinin taşlarının içine yerleştirdi. Bu minare, bu değerli taşları içinde barındırdığı için "Cevahir Minaresi" diye biliniyor.

Süleymaniye Camii Çeşmeleri

Bu çeşmelerden 1556 dan beri kimler kimler abdest aldı kim bilir. Ne Süleyman'lar, ne Sinan'lar ne Selim'ler gördü. Kimisinin üzerinde kaftanı vardı kimi bir çarığa muhtaçtı.

Süleymaniye Külliyesi

Süleymaniye Camisinin bahçesinden bir kesit. Sadece cami değil büyük bir külliye. Süleymaniye Külliyesi devrin sosyal kompleksi. İçinde hamamlar, kütüphane, aşevi ve sıra sıra dükkanlar varmış.

Süleymaniye Camii Manzarası

Süleymaniye Camisi'nin arka bahçesi size eşsiz bir İstanbul manzarası sunar. Solda Haliç, sağda İstanbul Boğazı, karşıda Galata Kulesi ve Galata Köprüsü. Bolca görebileceğiniz martılar. Sabah namazı vakti Süleymaniye'ye giderseniz sizi bu muhteşem manzara karşılayacak.

Kanuni ve Hürrem Türbeleri

Muhteşem Yüzyıl'a konu olan Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem'in aşkı. Şimdi bu iki türbede yatıyorlar. Hem Kanuni Sultan Süleyman'ın hem de Hürrem Sultan'ın türbeleri yan yana. Arkada görünen mavi ışıklı kule İstanbul Üniversitesi'nin bahçesindeki yangın kulesi. Ahşap evlerin çok olduğu İstanbul tarihte büyük yangınlar görmüş ve bu ahşap evlerden dolayı yangınlar çok hızlı yayılmış. Bu büyük tehlikeye karşı böyle yangın gözetleme kuleleri yapılmış.

Süleymaniye Camii İçi

Süleymaniye camisi Mimar Sinan'ın büyük dehasının eseri. İşte bunlardan bazıları.
Karşıda gördüğünüz mihrabın camlarını süsleyen vitraylar devrin ünlü ustası Sarhoş İbrahim Usta tarafından yapılmış. Kubbeyi ve üstteki kâgir örtüyü taşıyabilmesi için her biri 8 bin ton yükü temele iletebilen 4 fil ayağı tabir edilen mermer kullanılmış. Mimar Sinan bunları İslam'in ilk 4 halifesi olan Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’ye armağan olarak düşünmüş.

Eski devirde şimdiki gibi hoparlör sistemleri yoktur ve bu kadar büyük bir camide okunan vaazı herkesin duyabilmesi için akustik çok önemlidir. Sesin yayılmasını kolaylaştırmak için ortadaki büyük kubbeye derinliği 50 metreye ulaşan, ağızları aşağı bakar durumda 5 metre genişliğinde 64 adet boş turşu küpü yerleştirmiş ve araları yumurta akı ile doldurulmuştur.

Süleymaniye Camii İçi

Süleymaniye Camisinin kandil çanakları arasında Mimar Sinan'ın Afrika'dan getirttiği onlarca devekuşu yumurtası bulunuyor. Üzerleri renkli çizimler ve ince işçilikle süslenmiş bu yumurtaların asıl görevi camiden örümcekler ve küçük haşereleri uzak tutması. Devekuşu yumurtası üzerinden yüzyıllar geçse de insanların hissetmeyeceği ancak haşereleri uzak tutan bir koku yayıyor ve doğal bir haşere savar görevi görüyormuş.

Süleymaniye Camisinde orta kapının üst kısmında bir is odası bulunuyor. O dönemde elektrik olmadığından bu dev cami 275 kadar kandil ve mihrabın yanında iki dev mumla aydınlatılıyor. Haliyle bunların isi var ve bu is cami içi ve özellikle kubbeye zarar verebilir. İşte Sinan öyle bir matematik hesabıyla kubbeye yakın bölümlere karşılıklı menfezler açıp bu odayı yapıyor ki mumlardan çıkan isler oluşan hava akımı ile mihrabın tam aksi yönüne hareket ederek camiye hiç zarar vermeden bu is odasında toplanıyor.

Peki toplanan bu isler atılıyor mu? Hayır. En ihtişamlı döneminde bile israftan kaçınan ecdadımız bu isi mürekkep yapımında kullanıyor. O devrin en kaliteli mürekkebi bu islerden yapılıyor. Öyle ki bu mürekkep ile yazılmış bir yazıyı kağıt üzerinden silebilmek mümkün değil. Ancak kağıdın imha edilmesi gerekiyor. Kalitesi ve dayanıklılığı nedeniyle özellikle resmi evraklarda bu mürekkep kullanılıyor ki üzerinden on yıllar da geçse evraklardaki yazılara bir şey olmasın.

Sevgili takipçilerim ve dostlarım. Süleymaniye ile ilgili paylaşacağım resim ve bilgiler bu kadar. Beğendiğinizi umarım. Yeni yerlerde görüşmek üzere hoşça kalın.

Geri Dön Geri Dön

YORUMLAR


E-postanız Yayınlanmayacaktır.

Karakter  Kaldı

Başkentimiz Neresidir? (Küçük Harflerle)

Bu İçeriğe Henüz Yorum Eklenmemiş. İlk yorum yazan siz olun.