Dedemin Cenazesini Yıkarken, Hayat Üzerine Tekrar Düşündüm

Bazı ölümler biz diriler için bazen ibret bazen hayatımızda büyük değişimler yapan olaylardır.

Şarkıcı Teoman bu yaz çok yakın bir arkadaşını kaybetmiş ve bu nedenle müziği bırakmıştı.
"Bu kayıp beni çok etkiledi, bundan sonra sevdiklerime daha fazla zaman ayıracağım" diyordu.
Sinema sanatçısı Yaşar Alptekin de rahmetli Sakıp Sabancı'nın cenaze törenine katılmış ve bunun kendisini çok etkilediğini belirtip hayatında köklü bir değişikliğe yol açtığını belirtmişti.
Ölüme ve ölüye yakın olmak bazen yaşadığımız hayatı daha derinden sorgulamamıza neden oluyor.

Cenaze yıkamak hepimizin her zaman yaptığı bir iş değildir. Ben hayatımda ilk defa yaptım. İnsan bir ölüye bu kadar yakın olunca her zaman yaşamayacağı duygular ve her zaman aklına gelmeyen düşünceler geliyor.

Yaz tatilinin bir bölümünü geçirmek üzere ailecek Altınoluk'taki baba evine gitmiştik. Henüz tatile başlayalı 2 gün olmuştu ki memleketimiz olan Denizli Sarayköy'den acı bir telefon geldi.
Dedem vefat etmişti. Apar topar memlekete gittik, dedemi son yolculuğuna çocukları ve torunları hep birlikte uğurlamak için.

Dedeme son görevlerden birini yapmak ve cenazeyi yıkamak için ben gönüllü oldum.
Hayatımda ilk defa bir cenaze yıkayacaktım.

Cenazeyi yıkarken yaklaşık yarım saat süresince bir ölüye dokunuyorsun ve insan ister istemez bir gün bunun kendi başına geleceğini düşünüyor. Bir gün orada yatan ben olacağım diye düşünüyorum. Yıkama bitene kadar geçen her dakika yaşamı da ölüm kadar sorgulamama neden oluyor.

Elhamdülillah müslümanım. Dinimize göre ölümden sonra kabire giriyoruz ve herkes evine döndükten sonra o ıssız ve karanlık toprak altında yapayalnız kalıyoruz. Rüşvet veremezsin, araya adam koyamazsın, torpil yaptıramazsın. Ne paran ne de dünyadaki mevkin fayda sağlamıyor. Kimseden fayda yok. Sonra sorgu melekleri geliyor, ilk sorgu sual başlıyor. Şimdi ne fayda eder? Öbür tarafa götürebildiğin ne var?

Dedemin parmağında gümüş yüzük vardı. Hoca çekti, çıkmadı. Ben eli tuttum, hoca parmağa bir parça sabun sürdü ve çıkarttı. Anlaşılan, bir tek gümüş yüzüğü dahi diğer tarafa götürebilmek yok.

İnsan sorgu sual başlayınca dermiş ki,
- Bana bir şans daha verin. Ne olur tekrar dünyaya döneyim. Şimdi inandım doğru olduğuna. Ve eğer bir şans verirseniz döndüğümde çok iyi bir insan olacağım.
Melekler dermiş ki
- Tekrar dünyaya dönüp mal - mülk biriktirmek için mi istiyorsun. Bunların fayda sağlamadığını görmedin mi.
Gördüm dermiş insan
ama ne fayda, bir şans daha verilmezmiş.

İşte bize düşen öldükten sonra bir şans daha verin demek yerine hazır hayattayken ikinci bir şans verilmişçesine yaşamak. Ama öyle yaşamak ki o yapayalnız olduğumuz zaman geldiğinde azaplardan azad olabilelim. Eh şimdi ben bunları yazıyorsam bana diyecekler ki sen zaten kendin yazıyordun bir şans daha olmayacağını, o zaman ne demeye öyle yaşamadın. Sizin durum da farklı değil. Şimdi siz de bu yazdıklarımı okuduğunuza göre siz de biliyorsunuz artık. Derler mi ki bak o zaman sen de o blogta okuduydun, ikinci bir yaşam şansı isteyeceğini ancak verilmeyeceğini biliyordun o zaman ne demeye sonraki hayatını düzeltmedin.

Kıssadan hisse dostlar, diğer tarafa götürüp bize fayda sağlayacak maddi zenginlik yok. Bir gümüş yüzük bile götüremiyorsun ve eğer bir şans daha istiyorsak hemen şimdi sanki o şans bize verilmiş te işte şimdi o şansı kullanıyormuşuz gibi yaşamak lazım.

Allah hepimize "Dünyada iyi işler işleyen ve öldükten sonra mekanı cennet olan kullardan olmayı nasip etsin." bunu dilemek buna uğraşmak lazım. Gücümüzün yettiğince iyilik, hayır, hasenat etmek. Anne babayı, eşimizi ve çocuklarımızı, akrabalarımızı ve dostlarımızı hoşnut etmek. Ticaretimizi dos doğru ve dürüst yapmak. İyi ahlak ve fazilet sahibi olmak. Yoksulu, yetimi gözetmek. Kul hakkı yememek, dedikodudan fitne ve fesattan uzak durmak henüz hayattayken yapabileceğimiz en güzel işler. Bunlar sadece ölümden sonra öte tarafa bizimle birlikte gelen ve bize gerçekten fayda sağlayacak olanlardır. Ve sadece ölümden sonrası değil bu dünyayı da yaşarken güzelleştirecek olan yine bunlardır.

Nasılsa bir gün öleceksek ve ne para ne pul orada bir fayda sağlamayacaksa o zaman bir lokma bir hırka anlayışı mı olsun. Tabi ki değil. Bir lokma bir hırka anlayışıyla büyük işletmeler tesis edilemez. Büyük üretimler yapılamaz. Bize düşen her ne iş yapıyorsak yapalım, her sabah besmele ile işyerimizi açıp aklımızın ve gücümüzün yettiğince ancak doğruluk ve dürüstlükten de ayrılmadan işimizi mümkün olan en üst mertebeye ulaştırmak ve büyütmek olmalıdır. Ancak bu sayede memleketimizi refah içerisinde ve özgür olarak istikbale taşıyabiliriz.

Yaşam var. Ölüm de var.
Ölüm var. Yaşam da var.
Dengeyi iyi kurmak lazım.

Hani sabahtan akşama hiç ölmeyecekmişiz gibi bu dünya için çalışıyoruz ya.
Hani çoğu insan için para artık tapılacak tek mabud ya.
Arada bir cenaze yıkamak veya böyle yazıları okumak iyi gelebilir.

Kelebeğin Ömrü başlıklı yazımdan sonra aman sen de takmışsın bu kadar ölüme denebilir.
Merak etmeyin dünyevi yazıları da ihmal etmeyeceğim :)
Sevgiyle kalın.

Not: Merak edenler olabilir, cenaze yıkanırken ben sadece gusül apdesti aldırılıyor sanırdım. Öyle değilmiş. Bayaa hamamda yıkanır gibi şampuanla ve süngerle köpürte köpürte yıkanıyor. Hem de iki kere. Sonra güzelce durulanıp kurulanıyor. Üzerine gül suyu dökülüyor. Sonra bembeyaz kefenlere sarılıyor. Son yolculuğa tertemiz ve güzel kokularla gidiliyor. Sonra camide namazı kılınıp helallik alınarak dualarla kabre veriliyor. Bu merasim bizim dinimizde iyi ki var.

Geri Dön Geri Dön

YORUMLAR


E-postanız Yayınlanmayacaktır.

Karakter  Kaldı

Başkentimiz Neresidir? (Küçük Harflerle)

Bu İçeriğe Henüz Yorum Eklenmemiş. İlk yorum yazan siz olun.