Hayatta Kusursuzu Arayıp da Kendini Mutsuz Etme Üzerine Bir Karpuz Hikayesi

Telsim'in Eski Genel Müdürü Oğuz Öncü'den 2001 yılında dinlemiştim. O sıralar 2001 krizi nedeniyle kendi firmamda zor zamanlar geçirmiş ve gemi karaya oturduğundan tekrar profesyonel hayata dönmeye karar vermiş kısa bir süre Uzan grubuna bağlı Star Digital'e girmiştim. İşe başladığım ilk günlerde oryantasyon toplantısındaki konuşmasında Oğuz Öncü orada bulunan gençlere şunları söyledi.

Hayatınızda hiç bir karpuz istediğiniz gibi çıkmayacak. Ya kalın kabuklu olacak, ya ince kabuklu olacak, ya içi tam kırmızı olmayacak veya kırmızı olacak da tadı istediğiniz gibi olmayacak, ya çok çekirdekli olacak, ya büyük çekirdekli olacak. İlla ki karpuzun çekirdekleri var. Diyelim ki siz o karpuzu yemek istiyorsunuz. Karpuzu iki şekilde yiyebilirsiniz. Ya çekirdeksiz yiyeceksiniz ki bunun için çekirdeklerini ayıklamayı bileceksiniz veya çekirdekleriyle yiyeceksiniz ki bunun için de çekirdekleri yutmayı bileceksiniz.

Bu kıssada deniyor ki gerek iş hayatında gerek özel hayatta hiç bir zaman hiç bir şey tam ve kusursuz olarak sizin istediğiniz gibi olmayacak. İş hayatında mısınız? Ya iş yerinizi ve ortamınızı çok seveceksiniz ama maaşı beğenmeyeceksiniz, ya maaşınızı beğeneceksiniz ama ünvanınızı beğenmeyeceksiniz, ünvanınızı beğenseniz müdürünüzle anlaşamayacaksınız, müdürünüzle çok iyi anlaşsanız iş yeri evinize uzak olacak, o da olmasa ortam sıkıcı olacak, sıkıcı olmasa gürültülü olacak kısaca bir iki şey mutlaka istemediğiniz şekilde olacak.

Özel hayatınızda da farklı değil. Çok güzel bir kızla evlenseniz ev işleriyle ilgilenmediğinden yakınacaksınız, ev işlerinde kusur olmasa ah keşke ev hanımı olacağına o da çalışsaydı da eve iki maaş girseydi diyeceksiniz, çalışsa zaman bulup annenizin yemekleri gibi yemek yapamıyor olacak, çocuğuyla çok iyi ilgileniyorsa senin ailenle anlaşamıyor olacak, her şeyi dört dörtlük olsa Allah göstermesin hasta olacak. Moral bozmak gibi olmasın ama hiç bir zaman kusursuz ve dört dörtlük olmayacak.

Bunu aynı şekilde çocuklarınız, arkadaşlarınız, komşularınız, personelleriniz, iş arkadaşlarınız veya yaşadığınız şehir için de düşünebilirsiniz. Hiç kimse veya hiç bir yer dört dörtlük ve kusursuz olarak tam da sizin istediğiniz gibi olmayacak.

O halde Oğuz beyin dediği gibi ya çekirdek ayıklamayı veya çekirdekleri yutmayı bileceğiz. Yoksa sadece eksiklere ve kusurlara takılarak hem çevremizdekilere hem de başta kendimize mutsuzluktan başka bir şey veremeyiz. Kendimizi boş yere üzmek ve hasta etmekten başka bir işe yaramaz. Şu an içinde bulunduğumuz koşullar ve ortam bu ise ve bunu değiştiremiyorsak başka çare var mı? O halde şartları değiştirmek üzere üzerimize düşeni yapalım ve çalışalım. Ama o gün gelene kadar her anımızı şikayet ederek veya olumsuz düşüncelerle geçirip de enerjimizi bozmayalım. Hadi artık karamsarlığı bırakın. Bir zamanların o ünlü karikatürü gibi: "Öyleyse Dans, Renk" :)

Bu arada Oğuz Öncü'den o gün oradaki gençlere verdiği bir tavsiyeyi daha aktarayım. İş dünyasında işinize yarar. Şöyle demişti:
- Diyelim ki patronum beni çağırdı ve şunu yap dedi. Ama ben bu fikre veya yapılmasını istediği şeye karşıyım. Diyebilirim ki, efendim ben bu işe veya görüşe şu sebeplerle karşıyım, bence yapılması gereken şu derim. Patron da beni dinledi ama fikrini değiştirmedi diyelim. İşte böyle bir durumda kalırsam iki seçeneğim var. Ya o işi yapmak istemiyorsam istifa edip giderim veya o işi yaparım. Ama asla hem işi yapıp hem de bununla ilgili olumsuz konuşmam. Size de bunu öneririm. Ya çekin gidin veya yapın. Ama hem yapıp hem konuşmayın.

İş hayatında uzun yıllar geçirmiş deneyim sahibi yöneticilerin önerileri altın değerinde. Genç arkadaşların yollarını bir nebze aydınlatması dileğiyle.

Yaşam enerjiniz bol olsun.

Geri Dön Geri Dön

YORUMLAR


E-postanız Yayınlanmayacaktır.

Karakter  Kaldı

Başkentimiz Neresidir? (Küçük Harflerle)

Bu İçeriğe Henüz Yorum Eklenmemiş. İlk yorum yazan siz olun.