Kelebeğin Ömrü: Yaşam Hırslarla Heba Edilmeyecek Kadar Kısa

Kelebeğin ömrü bir gün.
Bir kelebek düşünün, diyor ki "Şu gördüğün onbinlerce çiçek benim, şu gördüğün binlerce ağaç ve ilerideki köy evine kadar olan her şey."
Ama kelebekler bir gün yaşar.
O bir tek günün sonunda hepsini bırakıp gidecek.

Çocukluğuma bakıyorum daha dün gibi. İlkokul çağlarım tüm canlılığıya hafızamda.
"Yaş 35 yolun yarısı" demiş şair. Yarısını geçmişim, yaş 40´a gelmiş.
Çocukluğum daha dün gibi. Demekki bir bu kadar daha ömrüm yeterse 80´ime geldiğimde bugün de dün gibi gelecek
Ne çabuk…

O zaman hırslar niye?

Çapa´dan Tramvaya binmişim Sirkecide inceğim. 3-4 durak var.
Oturacak yer var boş, oturuyorum.
Az sonra bir teyze yanımda beliriyor. Ona oturacak yer kalmamış. Yer veriyorum.
Diyor ki "Otur evladım, ben bir sonraki durakta ineceğim."

Sonraki durakta inmek. Aslında hepimizin başına gelecek olan bu.
Sonraki durakta teyze, öbür durakta ben inceceğim, belki sonrakinde sen...
Kimse kalıcı değil. Hepimiz gidici.

Kelebeğin ömrü 1 gün. Bize ne kadar kısa geliyor. Bir kelebek hırs yapsa, ömrümde şuna da sahip olacağım buna da. O da benim olacak bu da.
Yahu her şey senin osla ne olacak topu topu 1 gün yaşayacaksın.

Kelebeğin 1 gün, bizimki ortalama 80 yıl. Akıp giden sonsuz zaman içinde çok mu? İşte daha dün gibi gelen 40 senesi geçmiş. En iyi ihtimalle Allah ömür verirse bir o kadar daha var olsa kısacık bir 40 yıl daha var. Üstelik bu ikinci yarıda ilk yarıdaki gibi bebeklik, çocukluk ve gençlik gibi en güzel çağlar da yok. O halde İstanbul´u olduğu gibi bana verseler kıymeti yok. Sonsuz hırslar girdabında boğulup giderek yılları heba etmemek lazım.

Hepimiz sonraki durakta bizim de ineceğimizi bilerek yaşasak.
Daha çok şeye sahip olmaya çalışmak yerine, biraz hırslardan arınmaya ihtiyacı var dünyanın.

İnsanoğlu (ben dahil) bitmek tükenmek bilmeyen hırsları yüzünden hep daha fazlasını istiyoruz.
Yaşadığımız dünyayı her şeyiyle büyük bir hırsla tüketiyoruz.

Araya kopya kağıtları konan günlerde yaşıyoruz. Sabahtan akşama kendimiz ve ailemiz adına Daha Çok için çalışıyoruz.

Sevdiklerimizi, "onlar için çalıştığımız ailemizi", arkadaşlarımızı,
bizim kadar şanslı olmayanları, kimsesizleri, yetimleri, hastaları, yaşlıları,
çevreyi, denizi, sokak hayvanlarını ihmal ediyoruz.

Bu çarkı tersine çevirmenin yolu sanırım hep Almaya odaklanmak yerine Vermekten mutlu olmak.

Bakın geçen gün, uzun süredir düşündüğüm birşey yaptım.
Bizim internet sitelerinde spor malzemeleri satıyoruz. Haliyle ben daha ucuza alıyorum.
Bizim Pakistan´lı komşu var, Pakistan´dan Futbol Topu ithal ederler.
Onlara gittim ve 30 tane iyisinden Futbol Topu aldım ve hepsini bir güzel şişirttim. Bizim Combo´nun arkasını doldurduk. Sonra Mahmutbey - Bağcılar - Güngören arasını bütün gün turladık.

5-10 tane çocuk toplanmış top oynuyorlar. Ama topları çok minik, havası inik ve çok eski. Belli ki hiçbirinde iyi bir top alacak para yok. Eski ve küçük topla futbol oynamaya çalışıyorlar.
İşte hedefimizdeki en ideal grup onlar. Özellikle böylelerini bulmaya çalışıyoruz. Bulduğumuza ise bir veya kalabalıklarına göre 2 tane top hediye ediyoruz.
Nasıl seviniyorlar anlatamam.

Küçük bir çocuk için güzel bir futbol topu nedir? Topun varsa seni oyuna almak zorundadırlar, dışarda beklemezsin, topumu alır giderim haaa dedin mi orda biter. Topun varsa kaleye geçmezsin, sen oynarsın. Yani Top biz büyüklere göre çok daha fazlasıdır onlar için.

Çocukları sevindirmek ve onların minik gözlerindeki mutluluğu görmek nasıl güzeldi anlatamam.
Bir tanesi inanamadı. "Abi bu top şimdi bizim eve mi gelecek?" dedi sevinç ve hayretle.
Bir tanesi minik ellerini havaya kaldırdı "Abi Allah sizden razı olsun, Allah sizden razı olsun" dedi tekrar tekrar. Nasıl gözlerim doldu anlatamam.

Böylece bu 30 topu en gariban gördüğümüz gruplara dağıttık. İnanın çocukların gözlerindeki o mutluluğu görmek o topların parasından milyon kere daha fazlasına değerdi.

Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek, benim de görüşüm bu. Yaptığın bir iyiliği yazıp hava mı atıyorsun diye düşünenler olabilir. Ama hayır niyetim o değil.
30 tane top dağıttığımı anlatmıyorum, bunun beni ve o çocukları nasıl mutlu ettiğini anlatıyorum. Amacım Bu yazıyı okuyanları da buna özendirmek.
İnanın hep almaya ve daha fazla kazanmaya odaklanmaktan çıkıp ta vermeye ve vermenin mutluluğuna çarkederseniz hem o insanlar çok mutlu oluyor hem de siz.
Siz de bütçenize göre birşeyler alın ve çocukları sevindirin. Yaşlılara, hastalara, düşkünlere, ihtiyacı olanlara o sıcak elinizi ve gücünüz yettiğince de maddi yardımlarınızı uzatın.
Hiçbir şey yapamıyorsanız şu sıcak yaz günlerinde sokak hayvanları için bir kap su koyun evinizin önüne. Gerçekten çok mutlu olacaksınız.

Bu Yazının Amacı: Sonsuz zaman içinde bize bahşedilen kısacık hayatlarımızda sürekli almaya ve daha fazla almaya çalışmak, bir günlük ömre sahip olan kelebeğin her şeye sahip olmaya çalışması kadar manasızdır.
Hep almak yerine vermenin mutluluğunu yaşamaya çalışmanın aslında bizi daha mutlu edeceğini anlatmaktır. Belki yarın bu yazıyı okuyanlardan kimi sevgili dostlar da kendi hallerince ihtiyacı olanlara vermeye çalışır ve bunun mutluluğuna ererler.

Hancı değil yolcuyuz hepimiz. Yunus Emre´nin dediği gibi "Mal da yalan, mülk te yalan, var biraz da sen oyalan."

Biraz durup düşünmek ve Kelebeği hatırlamak, Bir Sonraki Durakta Bizim İneceğimizi Düşünmek, hep daha fazlasına sahip olmaya çalışmak yerine sahip olduklarımızdan vermenin mutluluğunu yaşamak iyi olur dedim.
Kendi adıma. Hepsi bu…

Geri Dön Geri Dön

YORUMLAR


E-postanız Yayınlanmayacaktır.

Karakter  Kaldı

Başkentimiz Neresidir? (Küçük Harflerle)

mahmut
aslında yarın olsun bü gün ne fark eder bir saniye sonra ne olacak kim bile bilir en iyisi mi herkesin mutluğu için bir çabamız olsun derim..

fatmanur
süper bir bilgi sizin sayenizde 100 aldım

seal026
Bir elin verdiğini diğer elin bilmemesi gerekiyorken artık senin dağıttığın 30 tane topu tüm dünya biliyor. Tıpkı maddi çıkarları ve ticari reklamı için camiye giden, cami avlularında iş anlaşmaları yapan birçok din tüccarı riyakarın yaptığı gibi.!

Selim
Hocam helal olsun size
Şu an gözlerim dolu dolu yazıyorum. Çocukların gözlerindeki ışığı ve ne hissettiğinizi düşündüm ve gözlerim doldu. Seneler önce bende size benzer birşey yapmıştım. O anların verdiği mutluluk-haz çok iyiydi. Tekrarlayacağım :)