Çocuk Kaçırmayı Meşrulaştıran Adi Bir Film: SIR

Anneler. Dokuz ay karnınızda taşıdığınız, uğruna ölecek kadar her şeyden çok sevdiğiniz çocuğunuzun kaçırılmasını hangi felsefe meşru sayabilir? Bu aptalca film, çocukların kaçırılıp daha iyi maddi koşullar sağlayacak ailelere satılmasını meşru kılıyor.

Başrolünü Jessica Biel´in oynadığı, vizyona girerken bol bol TV reklamının yapıldığı filme gittim. Filmi kısaca anlatayım, kararı siz verin.

Amerika´da bir maden kasabası var. Maden kapatılınca kasaba fakirleşiyor. Bu kasabada sürekli olarak küçük çocuklar kaçırılıyor. Daha ilk yarıda ortaya çıkıyor ki çocukları kaçıran, kasabanın hemşiresi olan Jessica Biel. Zaten filmin acaba çocukları kim kaçırıyor diye merak uyandırma derdi yok. Derdi, hangi sefillere hizmet ediyor ise, çocukların kaçırılmasını meşru göstermek.

Bu hemşire ve doktor olan kocası dünyanın pek çok yerinde çocukların sefil hayat yaşadıklarına tanık olmuş. Kocasıyla birlik olup, çocukları kaçırıyorlar ve büyük şehirdeki zengin ailelere satıyorlar. Ama bunu çocukları çok sevdiklerinden yapıyorlar. Çünkü çocukların orada her şeyleri var, güzel giysileri, oyun parkları, iyi eğitim imkanları. Ve film, kaçırılan bu çocukların ailelerini ne kadar çabuk unuttuklarını ve aslında ne kadar mutlu olduklarını gösteriyor. Çocukları kaçıran kadına da başrol vermişler ve Jessia Biel´i oynatmışlar ki izleyicide sempati yaratsın.

Filmin ikinci yarısının başında bu kadın yakalanıyor. Ama asla çocuklar öldü mü kaldı mı, ölmedilerse bu çocuklar nerede söylemiyor. İşte SIR bu.

Çocuğu kaçırılmış bir anne var. Bu anne, çocuğu kaçırıldıktan sonra delirmiş, şimdi ise içine bir umut düşmüş, kaçıranla yüzleşip belki de çocuğunun nerde olduğunu bulabilecek. Anne ile çocuk hırsızı hapishanede konuşturuluyor. Anne mahvolmuş durumda. Ben onun için ölürüm, ne olur bana yerini söyle diyor. Her gün her an onu düşünüyorum, şu anda nerededir ne yapıyordur diye sürekli düşünüyorum, onsuz yaşayamıyorum, ne olur bana yavrumun nerde olduğunu söyle diyor. Çocuk hırsızı ise söylemiyor, üstelik yaşadığımız bu düzenin çocukları nasıl mutsuz ettiğiyle ilgili bir de nutuk çekiyor. Sanki bu nutku duyunca, vay be hırsız haklı diyeceğiz. Kepazeliğe bak sen.

Hırsız, annenin ne kadar acı çektiğini görüyor ama yine de çocuğun yerini söylemiyor. Hırsız, çocukların yerini söylese belki cezası inecek ama pazarlıkları kabul etmiyor. Hayatının bundan sonrasını demir parmaklıklar ardında geçirecek olmasına rağmen çocukların yerini söylemiyor ve kasaba halkı ile polislerin çocukları artık aramamaları için de çocuklar öldü diyor. Çocukların yerini söylemiyor SIR´ı saklıyor. Peki neden?

O, kendisini çocukların mutluluğuna adamış. Çocuklar da fakir kasabadaki sefil hayatlarından alınıp, büyük şehirde büyük maddi imkanlara sahip şekilde yaşayacaklar ve böylece mutlu olacaklar. Bir anne çocuğu kaçırıldığı için delirecek kadar acı duyabilir, çocuk hırsızı ömrünün sonuna kadar hapiste yatabilir ama önemli olan çocukların daha iyi koşullarda yaşamasıdır. Bu nedenle ne pahasına olursa olsun SIR´ın korunması gerekir. Filmin verdiği mesaj bu.

Anneler. Sizin 9 ay karnında taşıdığınız, uğruna bir an tereddüt etmeden ölebileceğiniz biricik yavrunuzu birileri kaçıracak, o çocuk daha iyi maddi imkanlara sahip olabilsin, güzel bir evde yaşasın, oyun alanları olsun, iyi bir eğitim alsın diye çok zengin ailelere verilecek. Bu aptal felsefeyi savunan, çocuk kaçırmayı meşrulaştıran, çocuk hırsızlarını yücelten bu filme gidecekseniz, bir kere daha düşünün derim.

Geri Dön Geri Dön

YORUMLAR


E-postanız Yayınlanmayacaktır.

Karakter  Kaldı

Başkentimiz Neresidir? (Küçük Harflerle)

Bu İçeriğe Henüz Yorum Eklenmemiş. İlk yorum yazan siz olun.